Prevođenje "dok putuju" na turskom jeziku:


  Rječnik Hrvatski-Turski

Dok putuju - prijevod : Dok putuju - prijevod : Putuju - prijevod : Putuju - prijevod : Putuju - prijevod :

Ads

  Primjeri (Vanjski izvori, nije komentiran)

Dok otoci putuju, mijenjaju se, više ne izgledaju poput pakla.
Adalar,yolculuklarına devam ederken, değişime de uğrarlar Artık daha az cehenneme benzerler
Putuju cestama.
Yollarda giderler.
Često putuju našim linijama.
Profesyonel Kumarbazlar Yolcularımız, profesyonellerin de gemide olabileceklerini bilmeli ve bunu dikkate almalıdırlar.
Loše vijesti brzo putuju.
Kötü haber tez gelir.
Poslovne vijesti Albanci više putuju
İş dünyası Arnavutlar tatil seyahatlerini benimsedi
Putuju diljem svemira brzinom svjetlosti.
Ve onlar ışık hızında evrene doğru yolculuk yapar.
Često putuju na unaprijed objavljenim rutama.
Çoğu zaman önceden belirlenen yollar üzerinde seyahat ederler.
Svi koji putuju neka se ukrcaju!
Tüm yolcular gemiye binsin!
Sezonski radnici uvek putuju u grupama.
Sezonluk işçiler hep grup olarak gezer.
Aha. Vijesti sigurno putuju brzo, Tecumseh.
Evet, haberler çabuk yayılıyor, Tecumseh.
Bem ti najveće avijatičare koji putuju brodom.
Dünyanın en iyi pilotları gemiyle yolculuk ediyor.
Putuju konjskim kolima, očekujemo ih za Božić.
Buraya Noel için geliyorlar. Ve arabayla geliyorlarmış.
Putuju u čoporu i ima ih dvanaestak.
Hem de sürüler halinde. Sayılamayacak kadar çoklar.
Da? Da sam bar znao da putuju.
Keşke uçakta olduğunu bilseydim.
Nije važno koliko daleko putuju. Sve dok su naši auti na dobroj udaljenosti... možemo odrediti gdje se nalaze.
Ne kadar uzağa giderlerse gitsinler... arabalarımız kapsama alanında olduğu sürece... yerlerini bulabiliriz.
Tako oni putuju i rade ovakve umjetničke instalacije.
Böylece onlar bir yere gider ve bunun gibi sanat görselleri yaparlar.
Zamislite dva Amerikanca koji putuju zajedno po Italiji.
Farzedin ki iki Amerikalı arkadaş birlikte İtalya'yı geziyorlar.
Moraš upozoriti putnike da putuju na vlastiti rizik.
Yolcularınızı tehlike konusunda uyarmalısınız.
Nažalost, prekooceanski veslački brodovi vrlo rijetko putuju po crti.
Ne yazık ki, okyanusta seyreden kürekli tekneler pek nadiren düz bir çizgi üzerinde ilerlerler.
Migranti su odsjedali u kampu dok su se pripremali ilegalno ukrcati na brodove koji putuju za Italiju i druge dijelove zapadne Europe.
Göçmenler, İtalya ve Avrupa'nın diğer kesimlerine giden gemilere sızmaya çalışırken kampta kalıyorlardı.
Ljudi ostaju u svjim domovima ili putuju s manje novca.
İnsanlar evlerinden çıkmıyorlar veya daha küçük bütçelerle seyahat ediyorlar.
BEČKI LIJEČNIK LIJEČI SLJEPOĆU Tisuće putuju iz svih dijelova svijeta.
Viyanalı doktor körlüğü tedavi ediyor.
Iz Charlestona je. Provjeravamo sve vlakove koji putuju na sjever.
Ne diyor? Charleston'dan. Kuzeye giden bütün trenleri arıyoruz.
Turističke agencije kažu kako su austrijska skijaška sela prepuna gostiju iz Hrvatske, dok se broj onih koji putuju u Francusku i Italiju polako smanjuje.
Turizm acentelerine göre Avusturyalı kayak köyleri Hırvat konuklarla dolup taşarken, Fransa ve İtalya'ya gidenlerin sayısı yavaş da olsa azalıyor.
Atanasova je pojasnila kako mladi putuju na sva odredišta shengenske zone, dok stariji putnici uglavnom posjećuju prijatelje i rođake u susjednim zemljama, zajedno s ostalim.
Atanasova, gençlerin tüm Schengen bölgesi ülkelerine seyahat ettiğini, yaşlıların ise daha çok komşu ülkelerde yaşayan arkadaş ve akrabalarını ziyaret ettiğini söyledi.
Nakon godinu dana, čepovi iz Japana putuju ravno preko Pacifika, dok su naši uhvaćeni u kalifornijskoj struji i prvo idu prema zemljopisnoj širini Cabo San Lucasa.
Bir sene sonra Japonya'dan yola çıkan kapaklar Pasifik okyanusunda yol alırken bizimkiler Kaliforniya akıntısına yakalanıyor ve önce San Lucas Burnu'nun altına yöneliyorlar.
Da, teroristi putuju prije i nakon što izvedu terorističke napade , kazao je Frattini.
Hâlâ, teröristler terör saldırılarından önce ve sonra seyahat ediyorlar. dedi.
Za mene, ljudski je glas brod kojim sve emocije putuju, osim možda ljubomore.
Bana göre, insan sesi bütün duyguların seyahat ettiği bir gemidir kıskançlık duygusu hariç.
Film je priča o glazbeniku, ženi i postarijem muškarcu koji zajedno putuju u Istanbul.
Filmde, birlikte İstanbul'a giden bayan bir müzisyenle orta yaşlı bir adamın hikayesi anlatılıyor.
Ministarstvo je također izvijestilo građane koji putuju u Moldaviju da su im potrebne vize.
MAE ayrıca Moldova'ya seyahat eden vatandaşlarını vize şartı konusunda da bilgilendirdi.
Tijekom prosinca skupine ljudi putuju u planine brati grančice hrasta kako bi ukrasili svoje domove.
Aralık ayı boyunca insanlar, evlerini süslemek üzere meşe dalları toplamak için gruplar halinde dağlara gidiyorlar.
Ljudi hrabrog srca, ambiciozni i sa željom za daljinom u svojim kostima putuju sa mnom.
Cesur yürekli insanlar, uzaklara gidip oralara yerleşmekten korkmayan insanlarda benimle geliyorlar.
Dok se članovi parlamenta i vladini dužnosnici koji putuju zrakoplovima i dobivaju povrat novca u zračnim lukama možda ne sučeljavaju s tim problemom, brojni obični građani još uvijek preferiraju putovanje automobilom.
Uçakla seyahat eden ve iadelerini havaalanlarında alan milletvekilleri ve hükümet çalışanları bu sorunla karşılaşmazken, pek çok sıradan vatandaş hala arabayı tercih ediyor.
Srbijanski tursiti koji putuju na grčko i tursko primorje, njihova omiljena ljetnja odredišta, također su pogođeni.
En sevdikleri yazlık mekanlar olan Yunanistan ve Türkiye kıyılarına giden Sırp turistler de bundan zarar gördüler.
Berisha je pozdravio putovnice kao prvoklasne dokumente koji će Albancima omogućiti da slobodnije putuju u inozemstvo .
Berişa yeni pasaportları Arnavutluk vatandaşlarının yurtdışında daha özgürce seyahat etmesine olanak sağlayacak birinci sınıf belgeler olarak nitelendirdi.
Gosti iz Grčke i Bugarske obično putuju dalje do Albanije, Kosova ili Crne Gore, navodi Udruga.
Derneğin elindeki veriler, genellikle Yunan ve Bulgar turistlerin Makedonya üzerinden Arnavutluk, Kosova ve Karadağ a geçtiğini gösteriyor.
Zabrana bi prisilila ruske turiste da putuju pola sata od zračne luke u Podgorici do obale.
Yasak, Rus turistleri Podgorica Havalimanından kıyıya yarım saatlik bir yolculuğa mecbur bırakacak.
Dok.
Doktor.
Film se bavi skupinom beogradskih glumaca koji s predstavom putuju kroz ratom pogođena područja Bosne i Hercegovine.
Film, Bosna Hersek'in savaştan etkilenen bölgelerini gezen bir grup Belgradlı oyuncuyla ilgili.
Srbijansko ministarstvo unutarnjih poslova neće priznati kosovske pečate na putovnicama osoba koje putuju u Srbiju s Kosova.
Sırp içişleri bakanlığı Kosova'dan Sırbistan'a gelen insanların pasaportlarındaki Kosova damgalarını tanımayacak.
Putuju prema jugoistoku tri do četiri centimetra godišnje na golemoj tektonskoj ploči koja neprestano klizi iznad žarišta.
Bunlar sürekli olarak merkezden uzaklaşan devasa bir tektonik plato üzerinde,yılda bir ile iki inç güney doğuya doğru hareket ediyorlar
Postoje transatlantički podvodni kablovi za komunikaciju koji putuju diljem dna Atlantskog oceana, povezujući Sjevernu Ameriku s Europom.
Bunlar okyanusu geçerek, Kuzey Amerika'dan Avrupaya uzanan transatlantik denizaltı haberleşme kabloları 60 milyon eşzamanlı sesli konuşma taşıyorlar.
Imate obrasce električnih impusla koji svake milisekunde putuju iz vaših očiju i govore mozgu što vi zapravo vidite.
Her milisaniyede gözünüzden çıkarak beyninize giden ve beyninize o an ne gördüğünü bildiren bu darbe dizileri var.
Pet mladih muškaraca svi se smiju, sretni su, putuju zajedno, vraćajući se u ovaj hotel gdje su odsjeli.
5 genç adam hepsi gülüyordu, mutluydu, beraber geziyorlardı ve kaldıkları otele geri dönüyorlardı.
Dok ja...
Oysa ben...